175PGJ. eşim 10 gün önce safra kesesi kapalı ameliyatı oldu. fakat takılan direne 10 gündür sıvı geliyor. bize kaçak olduğunu söylediler. daha sonra ercp yapıldı. meğer ana kanallarda 8mm lik üç adet taş varmış. taşlar çıkarıldı ama gelen sıvı azda olsa devam ediyor. bu durumda sıvı kesilecekmi? ayrıca ana kanalda bulunan taşlar ameliyattan önce neden görülemedi? birde diren çıkarıldıktan sonra yeniden sıvının gelmeyeceğine nereden emin olcağız. şimdiden teşekkür ederim.
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat Şener, stent uygulamasıyla ilgili merak edilen soruları Stent nedir? Stentler boru şeklinde tel bir örgüdür. Her marka stendin kendine has bir deseni bulunuyor. Stendin şeklinin boru şeklinde olmasının nedeni; damarların da boru şeklinde olması ve stendin damarın içine gömülecek şekilde yerleştirilmesinden kaynaklanıyor. 2. Yağlı, sulu stent çeşitleri var mıdır? Halk arasında yağlı ya da sulu stent olarak adlandırılan stentler aslında ilaçlı stenttir. Yağlı ya da sulu stent olarak tanımlanan stent türleri bulunmuyor, halk arasında böyle yanlış isimlendirmeler olabiliyor. Şu anda; metal stent, ilaçlı stent, eriyebilen stent ve yama greft stent olmak üzere 4 çeşit stent kullanılıyor. 3. Stentlerin çeşitleri neye göre ayrılıyor? Metal stent, metal telden yapılmış bir tel örgüden oluşuyor. İlaçlı stentlerde ise, metal telin üzerinde özel bir ilaç bulunuyor. Bu ilaçlı stent takıldıktan sonra telin üzerindeki ilaç yavaş yavaş dokuya salınmaya başlıyor ve buradaki dokuya etki yaparak stentin içerisinde daralma veya tıkanıklık olmasını engelliyor. Eriyen stent ise, metalden değil de eriyebilen bir maddeden yapılıyor. Metal örgünün etrafının özel bir madde ile kaplanarak yapılmasına da yama stent Hangi stent çeşidi ne zaman kullanılıyor? Bu stentlerin her biri farklı durumlarda kullanılıyor. Düz metal stentler, çapı büyük damarlarda veya darlık kısa ise kullanılıyor. İlaçlı stentleri ise daha ince damarlarda ve uzun bir darlık varsa tercih ediliyor. Eriyebilen stentler henüz kullanıma yeni girdi. Özellikle tıkanıklığın olduğu bölgeye ileriki dönemlerde bypass bağlantısı yapılacaksa kullanılıyor. Yama stentler ise, damarda yırtık olduğunda damardan dışarı kan akmasını engellemek amacıyla genelde acil durumlarda uygulanıyor. 5. Balon uygulaması nasıl yapılıyor? Stent veya balon patlatmak aslında yanlış bir tanımlama. Balon damarın içinde yaklaşık 10 saniye kadar şişirildikten sonra indiriliyor ve damardan dışarı çıkartılıyor. Yani damarda balon patlatılmıyor, sadece şişirilip indirilmiş oluyor. Bu işlemle damarda açıklık sağlanıyor. Damar açma işleminde ilk olarak sadece balonlar kullanılıyordu. Bu sayede damarda açıklık sağlanıyordu. Daha sonra stentler geliştirildiğinde balon işleminden sonra stentlerin takılması ile damarın tekrar tıkanma olasılığının daha az olduğu görüldü ve stentler yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Daha sonra da ilaçlı stentler geliştirildi ve ilaçlı stentler ile damarın tekrar tıkanma olasılığının çok daha azaldığı görüldü. Şu an sıklıkla ilaçlı stentler Her damara ilaçlı stent takılıyor mu? İlaçlı stent her damara takılmıyor. Bunun en önemli sebebi stent takıldıktan sonra bir süre kan sulandırıcı ilaçların kullanılmasının gerekmesi. Eğer ilaçlar kesilirse stent içinde ani pıhtı oluşması ve kalp krizi geçirme riski gündeme geliyor. Bu yüzden düz metal stentlerde en az 1 ay, ilaçlı stentlerde 1 yıl kan sulandırıcı ilaç kullanmak gerekiyor. Eğer hastaya yakın zamanda başka bir hastalık için ameliyat yapılması planlanıyorsa düz metal stent takmak gerekiyor. Aksi halde ameliyat 1 sene ertelenmek zorunda kalıyor. Bununla birlikte eğer tıkanık olan damar çok genişse ve darlık çok kısaysa ilaçlı ya da metal stent arasında tıkanma olasılığı açısından çok fark bulunmuyor. Bu yüzden bu gibi durumlarda da düz metal stent tercih edilebiliyor. 7. Stent nasıl takılıyor? Stentler bir balonun üzerine büzüştürülmüş olarak hazır bir kutuda bulunuyor. Bu stentler hastanın damar yolundan gönderilerek darlığın olduğu yere getiriliyor. Burada stentin içindeki balon şişiriliyor. Stent balonla birlikte açılıyor ve damarın duvarına gömülüyor. Daha sonra balon indiriliyor ve stent burada açılmış bir şekilde kalıyor. Daha sonra da balon vücuttan Stent takıldıktan sonra yerinden oynar mı? Stent damarın içine gömüldükten sonra ömür boyu burada kalıyor ve kesinlikle yerinden oynamıyor ya da kalmıyor. Hasta ne yaparsa yapsın stendi yerinden oynatması mümkün olmuyor. 9. Stent tıkanırsa yerine yenisi takılabilir mi? Stent yerleştirildikten bir süre sonra stentin iç doku ile kaplanıyor ve kanla teması kayboluyor. Bu süre genelde düz metal stentler için 1 ay, ilaçlı stentler için 6 ay ile 1 yıl arasında tamamlanıyor. Bu doku kaplandığında hastanın kan sulandırıcı ilaç kullanımı başka bir operasyon için geçici bir süre kesilebiliyor. Stentin bir ömrü bulunmuyor, hasta kendine iyi baktığı ve doktorunun tavsiyelerini uyguladığı sürece ömür boyu tıkanmadan durabiliyor. Stentler tıkandığında ise içlerine tekrar stent Stent her damara takılır mı? Stentler her damara takılamıyor. Bazen damar stent için uygun olmayabiliyor. Bu damar önemli bir damar ise bypass kararı verilebiliyor. Bu kararı doktorun ayrıntılı muayene sonrasında vermesi gerekiyor.
Medipol Mega Üniversite Hastanesi Organ Nakli Bölümü'nden Prof. Dr. Onur Yaprak, "Karnın sağ üst köşesinden sırta vuran ağrıya eşlik eden bulantı ve kusma gibi şikayetler safra kesesi taşının belirtisidir." ifadelerini Dr. Onur Yaprak, toplumda yaygın olarak görülen safra kesesi taşları, safrada çamur ve poliplere ilişkin yaptığı açıklamada, safra kesesinin görevinin, karaciğerin ürettiği safra sıvısını depolamak olduğunu, yemek yenmesiyle safra kesesinin kasılarak içindeki safrayı bağırsağa boşalttığını ve böylelikle yağların küçük damlacıklara ayrılarak emildiğini zamanda yağda eriyen vitaminlerin de emilimini sağladığını ifade eden Yaprak, "Safra kesesindeki safrada çözünmüş olarak bulunan bilirubin yani alyuvarların yıkım ürünü olan ve safranın rengini veren madde, safra tuzları, lesitin ve kolesterolün çökelti oluşturup katılaşmasıyla safra kesesinde taşlar oluşur. Taş şeklini almadan önceki çökelti hali ise safra çamuru olarak adlandırılır." değerlendirmesinde Dr. Yaprak, safra kesesinde taş olan her 4 kişiden 3'ünün hayatı boyunca taştan kaynaklı sorun yaşamayacağını aktararak, şunları kaydetti "Toplumun ortalama yüzde 10'unda safra kesesi taşı mevcut. Bu oran 65 yaş üstünde yüzde 35'e kadar çıkar. Daha önce hiçbir şikayet yapmamış olan taşın tesadüfen ultrasonografide saptanmasından sonra vücutta ciddi sorunlara yol açması nadirdir. Bu taşlar saptandıktan sonraki yıllar içinde ancak yüzde 15-20 hastada bir şikayete yol açar. Bu hastalarda şikayet çoğunlukla karın ağrısıdır. Kolik tarzda ağrı olarak nitelendirilen bu ağrının mekanizması, yağlı bir yemekten sonra safra kesesinin kendini boşaltmak için kasılmasına rağmen taşın çıkış kanalını tıkaması nedeniyle kesenin boşalamayıp içindeki basıncın artmasına bağlıdır. Ağrı karnın sağ üst bölgesinde olup sıklıkla sırta vurur. Bazen bulantı ve kusma ağrıya eşlik süresi genellikle yarım ila 6 saat arasında. Hastalarda ağrı dışında görülen diğer şikayetler ise midede şişkinlik hissi ve hazımsızlıktır. Bir kez şikayeti başlayan hastalarda taşa bağlı daha ciddi sorunlar olarak nitelendirdiğimiz; safra kesesi ya da pankreas iltihabı veya taşın kanala düşmesiyle oluşan sarılık ve safra kanalı iltihabı riski de artmaya başlar. Daha önce hiçbir şikayete yol açmamış safra kesesi taşlarının hastada hafif şikayetler ile ilk uyarıları vermeden doğrudan ciddi sorunlardan birine yol açması yüzde 1 gibi nadir görülen durum. Karnın sağ üst köşesinden sırta vuran ağrıya eşlik eden bulantı ve kusma gibi şikayetler safra kesesi taşının belirtisidir."Kadınlarda erkeklere göre safra kesesinde taş oluşmasının 2 kat daha fazla olduğunu belirten Yaprak, "40 yaş üstü olanlarda, obezite, diyabet, genetik faktörler, çok hızlı kilo verenler, östrojen hormonu kullananlar, hamileler, chron veya siroz hastaları, hemolitik anemisi olanlarda risk artar. Düzenli 3 öğün yemekle safra kesesinin boşalması sağlanmalı, zeytinyağı ağırlıklı beslenmeli, düzenli egzersiz yapılmalı. Haftada 100 gram fındık veya fıstık tüketenlerde, günde birkaç fincan kahve ve C vitamini takviyesi alanlarda safra kesesi taşı gelişme olasılığının azaldığı gösterilmiş." ifadelerini kesesi ameliyatı gerektiren durumlar hakkındaProf. Dr. Yaprak, sık ağrı gibi şikayetlere yol açan ya da safra kesesinde iltihap, pankreas iltihabı, sarılık gibi ciddi sorunlar olarak nitelendirilen durumlara yol açmış taşlara ameliyat önerdiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü "Daha önce hiç şikayete yol açmamış ve tesadüfen saptanmış olan safra taşları olan hastalar ise olası şikayetler açısından bilinçlendirilerek ameliyat edilmeden gözlenebilir. Bu durumun istisnaları; radyolojik görüntülemede safra kesesi kanseri şüphesi bulunması porselen kese veya safra kesesi taşı olan birinin aynı zamanda hemolitik anemi dediğimiz bir çeşit kan yıkımı hastalığı olmasıdır. Safra kesesi taşının kesede kansere yol açma riski 5 yılda yüzde 0,3. Bu risk özellikle 3 cm'den büyük taşlarda veya safra kesesinin taşla dolu olmasında artar. Bu yüzden 3 cm'den büyük taşı olan kişilere de cerrahi önerilebilir."Safra kesesi poliplerinin toplumun ortalama yüzde 5'inde görüldüğünü anlatan Yaprak, "Safra kesesinin mukoza dediğimiz iç yüzeyinden gelişen milimetre ile santimetre arasındaki boylardaki tomurcuklara polip denilir. Poliplerin kendi aralarında 5 tipi vardır ve sadece adenomatöz tipte polipler kanser yapma riskine sahiptir. Neyse ki poliplerin ancak yüzde 5'i adenomatöz tiptedir. Adenomatöz tipte bir polip 1 cm'den küçük ise kanserleşme riski yüzde 6 iken, 1 cm'den büyük adenomatöz poliplerde kanser gelişme oranı yüzde 37 olarak saptanmış. Demek oluyor ki polibin tipinin adenomatöz tipte olması ve çapının 1 cm üzerinde olması safra kesesi kanseri için önemli bir risk faktörüdür." ifadelerini poliplerin 1 cm'den büyükse şikayet yapsın ya da yapmasın ameliyat önerdiklerini belirterek, "1 cm'den küçük poliplerde ciddi şikayet var ise ve şikayetin polipten kaynaklandığını düşünüyorsak ameliyat öneriyoruz. Ancak şikayet yoksa takip öneriyoruz. Yine 1 cm'den küçük olup şikayet olmasa da takiplerde büyüyen veya safra kesesi taşı ile birlikte olan poliplerde yine ameliyat önermekteyiz." değerlendirmesinde bulundu. Organ Nakli Üniversite Asker Ağrı Güncel Haberler
Stent, tıp içerisindeki kan damarlarındaki ve farklı kanallardaki akışı optimize edebilmek için gerekli alanlara yerleştirilebilen yapay bir araçtır. Stent uygulaması genel olarak damar tıkanıklığı, anevrizma, böbrek taşı ve pek çok hastalığın tedavisinde başvurulmakta olan konforlu bir yoldur. Stentler, yapılarına göre ve kullanım alanlarına göre sınıflandırılabilmektedir. Yapılarına göre, alışılmış bare-metal stentler, eriyen bioresorbable stentler ve ilaçlı stentler; kullanım alanlarına göre, koroner stent, safra stentleri, vasküler stent, idrar yolu stentleri biçiminde sınıflandırılabilmektedir. Stent Nedir? Stentler boru biçiminde tel bir örgüdür. Stendin şeklinin boru biçiminde olmasının sebebi; damarların da boru biçiminde olmasıdır ve stendin damarın içerisine gömülecek biçimde yerleştirilmesinden kaynaklanmaktadır. Stentler, akış hızının düzenlenmesiyle beraber akışı yönlendirip anevrizma tedavisinde de kullanılmaktadır. Stent Takıldıktan Sonra Ağrı Olur mu? Stent takılması kararlı ya da kararsız olan göğüs ağrısını giderebilmek, yaşam niteliğini yükseltmek ve mevcut kalp krizi riskini önlemek amacı ile uygulanmaktadır. Stent takılması sonrasında göğüs ağrısı beklenmemektedir. Stent sonrası göğüste ağrı devam ediyor ise kısa süre içinde sağlık kuruluşlarına başvurmak gerekmektedir. Bu ağrının altta yatan sebebi araştırılmalıdır. Stent sonrasında yağlı gıdaların tüketiminden mutlaka kaçınmak gerekmektedir. Kolesterol yüksekliği, stent tıkanması üstüne olumsuz etkisi net bir şekilde gösterilmiştir.
safra kanalına takilan stent ağrı yaparmı