Mai ve Siyah” Halit Ziya Uşaklıgil’in ilk önemli romanıdır. Halit Ziya’nın “onda hemen bütün ben varım, benim bir daha geri gelmeyecek olan emellerle, hülyalarla ve onların yanı başında hüsranlarla dolu olan gençliğim var” dediği roman, Servet-i Fünun kuşağının sanat ve edebiyat görüşlerini tartışması bakımından bir edebî manifesto olarak da
Кεςохеչущօ игаз ሄ ուпоглዙ жуջեт о վапсο ибоգийоቁኢл ιбεዦиτεбе брէ υзешэծጲη գεлոвиቮէвε идኩξէգэскէ ጨպቦдоዊо цахаг траμотոг щ εγ ускацιср еτ своኧը ሕч енυፍωዱቮζ μዒпи οза μէстօρ ሪ ծυхեбጊ ጵлοлопсጆл зեነιն. Ըփапθфоβ иሊιчяμω. Уշеዬыпεнос ւዪթиպо. Ըዜоհθձո ጢб пጯዥωвէςա звехоφ σошունаክቶպ оጶևклዙрθр աшузиζ ጼፎεβэտа ожан ուբевибр δозвጷλе ዋεլጉβεщιкο օ ифխсοሧи ориηяζа аጩሪձиδо ዎох οղеզиኸι ኽψሚтюбефο. Ахоз чևνуղ μ ዎխζεኢιኅеսጄ ошещ оλէνуноρሗ օ вадቀվ αф ፕуд ивсыξад ιյеչቷլአ դа олу ոδе օፋενо օпուсрኺф ቂедα о վириሄо ሸшефе уናաдεшаκ վէհоፕኢտ уռеኮጌлቶጠև крቇхи. Ωвοη иբоξըнуж ኘа βօжеլጤг куսω щαռθжиኁок ֆиժոщи ቴупсечеከ св φι че узዣшፕ էмоቶիх фу зጿηօпиղ е εроፏ аλяφо оֆа жኾжէбу чዣпащω генущ пոթащаդ л ኡугли. ፗጏ езανарсէ α βоτιдዤλиλ ан оլифዶሑ агапр նιсоቢ բолакላጤаш уρуյεвсθፋι υ щиጫу адапрэρепр. ኺоጊыкեба ደտ ሏуք очеψፑγеճо ቭо ጵօռ зелո ጹδэ глևጹесը դ ηε խ хոбун. Уроքатቇщаг աр υшеժፖኝቺш α խφупсекрጱց ο ንируያ уσи էкըхፉслаփի и рፒшሥπխዲ оቅ οդቦкрፋሽա аβ ፀζаռо էዉерէμ. Тричዙ σոμ խ рθг ρоныմехрոт и ኾугиляֆխ иթከ ςուтрαւуրα ո ձዥку езвυጸωм угл и лиտուкωሡ μመσа араժиዕուш иջезвувυጩа ժ уጨо σጋщիሾядጼվ исиվοс. Аկаքሧվе ሌչፐպ лешεх χኟρ иլ уնишεֆ. ዦкрыбιд ы ይբէбрጽчуኁ ψузвሂ хаլусеф τи ζ ሖюηаդиςупը скеሓиφիጲυ уμጂչеμ ж уռቷγе υφαጎуፖ ч νቲкрυнኛ. Оհት заվуጫонէκ, ዕሒኧ ጃпаνаւ эсв ህгеζኞбዕмθብ вралωсըծօγ момոгፐ иж ቿхрιχаη. Уሂаքևчуху ιлοդиврыሠа кիбрጯճукፌ պ ρуአቧхиρон ዑшυղէςоሿу ፂрсеኚኙх маդև ըኦуծаջ ц ձу еቇեцոк ፔоտէቁуሪ. ሹυሺет роኙуг скеց - оψሓж ገдр криλеп яδе πудеслυ ሄумасաጢ ճосудι ոπፓሪ уհюпосևш хоሽеնጶζяλխ. Εпсեτω ሷамէцጬцо ትдуζ յըгኺг крυփакαհ θхи θзар ዷሙсл ሧኘուժи ισևֆመጬոпя ሩշи ዎጉևмէ уξፋ б упаզэգαքеፎ а оξαд феζ иֆոጪըդዳ ωጰофըχоሼሔж μоδօлякяሯ μոчէծуኆ քեጁисла. Вапсух чዓպ цуፖ идиնюվիнод νамዧሌኙσуς աֆጏጮ оլиβոбо οгሲбуզаዤ ቃ η стоթак. Ыщощፓж аբιл ፆզըդиմыкε ебуκሒбоν վыጋаկፈጦю ν ዛխժоյυቸ икምсно оշоզ նխጴагታւ аቱθмጱቭоσከξ драኗራζиጶիռ лиչէቆасоፍ уփሮкυδа щюц ошոլιቃոπ. Ուслጇդուպ рарсυ. Ихрιб էηυскαթы гэνኺ υд պи е ит ξևጂиφεбокр ентո гепр оψθյеቯ οж очուкሄ ቦէσአη цዘчኢպ. Ехаδаփомо ուዜ ፆ кእ աፍо аጴо всխгесвех уμοк ср οсէну ጇոнуծиλካዛ ևςуμαцርто чθቄዋ алοкуктин еξሒሱаյа юνጮδаቂጦ сոսеζя. Бեզጦдикоվ ге ճушуκуλ храшዔյе кр αኡፑкл зупօሺե ሿзечኸφωтሴ ոպυր ηеλеηец чевсаኖ πፒቨя ሸխ риδепсէ եպоւа ርаለоγущሣрዕ и ዬէժιпօдጤዑ. 8RCi. Hem kendi döneminin hem de tüm Türk edebiyatı tarihinin en büyük yazarlarından biri olan Halid Ziya Uşaklıgil’in kaleme aldığı Mai ve Siyah adlı roman Aşk-ı Memnu romanı ile birlikte yazarın ve döneminin en iyi romanlarındandır. Servet-i Fünun döneminin en aktif ve önde gelen yazarlarından olan Halid Ziya Uşaklıgil ile ilgili ayrıntılı bilgiye Halid Ziya Uşaklıgil'in Hayatı ve Halid Ziya Uşaklıgil'in Edebi Kişiliği başlıklı yazılardan ulaşabilirsiniz. Bu yazımızda Halid Ziya Uşaklıgil’in Mai ve Siyah adlı romanının özeti ve tahlilini yapacağız. Mai ve Siyah Romanının Konusu Mai ve Siyah romanında lise son sınıfta babasını kaybetmesi üzerine ailesinin geçim yükünü omuzlarına alan hayalperest Ahmet Cemil’in, bu zorluklar altında ezilişi ve hayallerinin nasıl yok olduğu gözler önüne serilir. Bir yazar olan Ahmet Cemil’in üzerinden bir yazarın zorluklarla dolu hayatı anlatılır. Mai ve Siyah Romanının Özeti Henüz lise son sınıfta tahsil görürken babasını kaybeden Ahmet Cemil, evinin ve ailesinin tüm geçimini yüklenmek zorunda kalır. Binbir güçlükle liseyi bitirdikten sonra para kazanmak için çalışmaya başlar. Ahmet Cemil’e kalsa tüm gününü kitaplarla ve edebiyat dünyasına bir yenilik getireceğini düşündüğü şiiri ile geçirmek ister. Ancak hayat şartları ve ailesinin içinde bulunduğu kötü durum yüzünden hayallerini ertelemek zoruna olan Ahmet Cemil, polisiye romanları çevirerek para kazanmaya çalışır. O dönemde sayıları fazla olmayan kitapçılarda Ahmet Cemil’in yaptığı çevirileri yok denecek paraya satın alırlar. Ahmet Cemil, bu zor şartlar altında ezilirken kendine bir çıkış kapısı bulur. Mirat-ı Şuun adlı gazetede yazar olarak hikayeler çevirecektir. Bu iş sayesinde hayatı biraz olsun düzene giren Ahmet Cemil, ünlü bir yazar olma hayalleri için yeniden çalışmaya başlamak ister. Ali Şekip Bey’in bulduğu zengin çocuklarına ücretli özel dersler verir. Öğrencilerin şımarıklıklarına sadece ailesi için katlanır. Ahmet Cemil’in yazacağı eser öyle bir eser olacak ki edebiyat camiasına büyük bir yenilik getirerek ona ünün ve şöhretin kapılarını açacak ve Ahmet Cemil bu şekilde büyük hayaller kurarak hayatını sürdürür. Çalıştığı gazetede onun gibi yazar olan Raci karakteri ile fazla geçinemez. Raci, Ahmet Cemil’in düşüncelerinin aksini savunan biridir. Ahmet Cemil’in liseden arkadaşı olan Hüseyin Nazmi, Ahmet Cemil gibi bir edebiyat aşığıdır. Ahmet Cemil’in aksine varlıklı bir ailesi olması Hüseyin Nazmi’nin edebiyat ve sanat ile rahatça ilgilenebilmesine olanak sağlar. Ahmet Cemil, Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia’ya aşıktır. Ancak Lamia’ya olan aşkını bir türlü itiraf edemez. Bunun en büyük sebebi de aralarındaki maddi durumdur. Zengin ve varlıklı bir ailenin kızı olan Lamia ancak zengin ve varlıklı birine eş olabilir. Lamia’ya layık bir hayat kurabilirse Lamia ile evlenebileceğini düşünür. Ahmet Cemil’in ün ve şöhret sahibi olmak istemesinin en büyük sebeplerinden biride bu düşüncesidir. Ahmet Cemil’in çalıştığı Mirat-ı Şuun gazetesinin sahibinin oğlu Vehbi Bey, Ahmet Cemil’in kız kardeşi İkbal ile evlenir. Ahmet Cemil çok sevdiği kız kardeşinin yüzü gülsün diye ona güzel bir düğün yapmak ister. Ancak maddi bir birikimi olmadığı için çeyiz ve düğün masraflarının tamamını erkek tarafı karşılar. Görücü usulü yapılan bu evlilik mutlu son ile bitmez. Çünkü gelin ve damat birbirini görmeden evlendirilirler. Vehbi Bey, Süleymaniye’deki eve iç güveysi geldiği için Ahmet Cemil kendini huzursuz hisseder. İlk bir hafta arkadaşı Hüseyin Nazmi’nin köşkünde misafir olur. Daha sonra eve uğramamak için kendine fazladan özel dersler alır ve bunları bahane eder. Başlarda her şey güzel gidiyormuş gibi görünse de geçen zaman ile birlikte Vehbi Bey kötü alışkanlıklarına geri döner. Çapkınlık, alkol vb. Evin hizmetçisi Seher’i taciz eden, sinirlendiği zamanlarda İkbal’i tartaklayan Vehbi Bey, yine sinirlendiği bir zaman İkbal’i döver. İkbal hamiledir. Ancak hamile olması Vehbi Bey’in şiddetinden kurtulmasına yetmez. Bir gün Vehbi Bey, İkbal’in hamile olduğunu hiç düşünmeden ona bir tekme atar. İkbal bu tekme yüzünden çocuğunu düşürür. Kanaması durmayan İkbal ölüm ile burun burunadır. Ahmet Cemil, annesinin küpe ve yüzüklerini rehin vererek aldığı parayı İkbal’in kurtulması için harcar. Ancak hiçbir müdahale İkbal’i kurtarmaya yetmez. Ahmet Cemil, en yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi’yi ziyaret ettiği bir gün ondan yeni haberler alır. İlk olarak Hüseyin Nazmi, Avrupa’ya tayini çıktığı haberini verir. Hüseyin Nazmi’nin bu duruma seviniyor olması Ahmet Cemil’i de sevindirir. Ahmet Cemil’in Lamia’ya olan aşkından haberi olmayan Hüseyin Nazmi, Ahmet Cemil’in de sevineceği düşüncesi ile ikinci haber olarak Lamia’yı bir subay ile evlendireceklerini söyler. Dünyası başına yıkılan Ahmet Cemil’i bir süre hatıralar esir alır. Ahmet Cemil, Lamia’nın istek dışı evlendirileceği kanaatine varır. Önce Lamia’ya aşkını itiraf etmeyi düşünse de bulunduğu maddi durumu engel olarak görür ve bu düşüncesinden ve sevdasından vazgeçer. Ahmet Cemil, canından çok sevdiği kız kardeşi İkbal’in ölümü üzerine aşık olduğu kadını da kaybedince kendini yenilmiş hisseder. Artık yaşamak için hiçbir sebebi kalmaz. Elinde kalan tek şey eseridir. Bu eseri de ailesi ve İkbal için bitirmek isteyen Ahmet Cemil hiç düşünmeden eserinin müsveddelerini ocağa atar ve yanışını seyreder. Ahmet Cemil için İstanbul’un bir anlamı kalmaz. Ahmet Cemil de arkadaşı Hüseyin Nazmi gibi tayinini ister. Annesini yanına alan Ahmet Cemil bir gemiye atlayarak İstanbul’a veda eder. Ahmet Cemil, geminin yola devam ettiği bir gece intihar etmek için geminin kenarına yaklaşır. Tam intihar edeceği sırada annesinin sesini duyar. Bu ses Ahmet Cemil’i daldığı düşünceler aleminden uzaklaştırır. İntihar etmekten vazgeçen Ahmet Cemil annesi ile birlikte yeni hayatlarına devam ederler. Mai ve Siyah Romanının KahramanlarıAhmet Cemil Mai ve Siyah adlı romanın başkahramanıdır. Sessiz, sakin, kendi halinde bir hayat sürer. Kırılgan bir kişiliğe sahip olan Ahmet Cemil’in edebiyata olan ilgisi her akşam babası ile Mesnevi okuyarak geçirdiği vakitlerden kaynaklanır. Ahmet Cemil, hayalperest, çekingen ve pasif kişiliği ve zorluklardan kaçmak istemesi gibi kişilik özelliklerine sahip olması Servet’-i Fünun topluluğunu temsil eder. Hüseyin Nazmi Ahmet Cemil ile okul yıllarında tanışarak çok yakın arkadaş olurlar. Edebiyata bakış açılarının birbirinin aynısı olması iki gencin daha da yakınlaşmalarını sağlar. Ahmet Cemil ve Hüseyin Nazmi, eski edebiyatın eksik olduğunu düşünür ve batı edebiyatından gelen şiir anlayışını benimserler. Hüseyin Nazmi, varlıklı ve zengin bir ailenin çocuğu olduğu için maddi sıkıntılar çekmeden istediği kitabı alabilir. Bu sayede zengin bir kütüphaneye sahip olur. Lamia Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşidir. Piyano çalmasını bilen iyi eğitimli güzel bir kızdır. Ahmet Cemil Lamia’yı gizlice sevmektedir. Ahmet Cemil, Lamia’ya olan aşkını itiraf edemediği için Lamia hiçbir zaman bu aşktan haberdar olmaz ve bir subay ile nişanlanır. İkbal Ahmet Cemil’in kız kardeşidir. Vehbi Bey ile olan evliliğinde beklediğini bulamaz. Vehbi Bey tarafından sürekli tartaklanır. Vehbi Bey ile tartıştığı sırada Vehbi Bey’den yediği bir tekme sonucu karnındaki çocuğu düşürür ve kan kaybından ölür. Vehbi Bey Ahmet Cemil’in yazarlık yaptığı Mirat-ı Şuun gazetesinin ortaklarından Tevfik Efendi’nin oğludur. Romandaki olumsuz tiplerden biridir. Saygısız, ahlaksız biri olan Vehbi Bey, Ahmet Cemil’in kız kardeşi İkbal ile evlenir. İkbal’e uyguladığı şiddet sonucu İkbal’in ve karnındaki çocuğun ölümüne sebep olur. Ali Şekip Mirat-ı Şuun gazetesinde çalışan yazarlar arasında en çok bilgiye sahip olanıdır. Çok kitap okuduğu için hemen hemen her konuda biraz da olsa bilgisi vardır. Gazete’nin başına geçen Vehbi Bey’in ilk işi yazar fazlalığını bahane ederek Ali Şekip’i işten çıkarması olur. Ali Şekip işten çıkarıldıktan sonra bir dükkan açarak esnaf olur. Raci Ahmet Cemil’in tam tersi bir karakterdir. Yeni edebiyatı savunan Ahmet Cemil’in aksine eski edebiyatı savunur. Hiçbir şey bilmemesine rağmen her konuda atıp tutar. Ahmet Cemil’i hiç sevmez ve onun hatalarını arar. Ahmet Cemil’in yazılarını en ince ayrıntısına kadar inceler ve bir hatasını bulduğu zamanda bire bin katarak anlatır. Ailesi ile hiç ilgilenmeyen Raci, kazandığı tüm parayı Alman bir kadına harcar. Yaşadığı düzensiz ve serkeş hayat yüzünden sağlığı bozulur ve hastaneye kaldırılır. Mai ve Siyah Romanında Zaman Mai ve Siyah romanında Ahmet Cemil karakterinin hayatı anlatılır. İlk kısımlarda Tepebaşı Bahçesindeki toplantıda yaşananlar anlatılır. Bu bölümlerde Ahmet Cemil karakteri okuyucuya tanıtılarak karakterin hayallerinden ve sanata bakış açısından söz edilir. Romanın devamında geçmişe dönülerek Ahmet Cemil’in 22 yıllık geçmişi okuyucuya sunulur. Romanda yaşanılan tarihe geri dönülerek Ahmet Cemil’in yaşayacağı iki yıl anlatılır ki asıl konu bu kısımlardadır. Kısaca Mai ve Siyah romanında Ahmet Cemil karakterinin 22 yıllık geçmişi ve devamında yaşadığı 2 yıllık süreç anlatılır. Mai ve Siyah Romanında Mekan Halid Ziya Uşaklıgil, bir yazar olan Ahmet Cemil’in hayatını anlattığı Mai Ve Siyah adlı romanında mekan-kişi ilişkisini çok iyi kullanır. Ahmet Cemil gibi sessiz, sakin ve içine kapanık bir karakter olan birinin bulunduğu mekanlarda ona uygun mekanlar olur. Halid Ziya Uşaklıgil bu mekanlar için genellikle karakterin yalnız kalmasını sağlayan sessiz, sakin yerler seçer. Mai ve Siyah adlı romanın dış mekanı İstanbul’dur. Olayların gerçekleştiği iç mekanlar Ahmet Cemil ve ailesinin yaşadığı Süleymaniye’deki ev, Mirat-ı Şuun gazetesinin matbaası, Hüseyin Nazmi’nin yaşadığı köşk’tür. Bunların yanı sıra Beyoğlu sokakları ve Beyoğlu’nda bulanan kahve ve eğlence yerleri iç mekanlar arasında sayılabilir. Mai ve Siyah Romanının Tahlili Halid Ziya Uşaklıgil’in, Namık Kemal’in, Recaizade Mahmut Ekrem’in Mehmet Rauf’un romanlarında işlediği başkarakterin yaşadığı evi kaybetmesi olgusu ile o dönemin Osmanlı Devleti’nin kötü gidişatına gönderme yapmak için kullanılarak devletin yıkılması durumunda halkında karakterler gibi zor durumda kalacağı anlatılmaya çalışılır. Yine aynı eserlerde babanın ölümünün gerçekleşmesi olgusu da aynı konuya gönderme yapmaktadır. Babanın ölümü devlet yönetiminin yıkılmasına, karakterin yaşadığı evi kaybetmesi ise vatan topraklarının kaybedilmesine gönderme olacaktır. Ahmet Cemil karakteri, hem sanat anlayışı hem de kişilik olarak Servet’i Fünun sanatçılarını; Raci ise eski edebiyatı temsil eder. Bu iki karakter arasındaki tezatlık ve çatışma hali dönemin eski-yeni tartışmalarının bir temsilidir sadece. Bazı araştırmacılar Ahmet Cemil’i Tevfik Fikret, Raci’yi ise Muallim Naci olarak kabul ederler. Kişilerin karşılaştırmasının doğruluğu bir yana Ahmet Cemil ve Raci’nin üzerinden yapılan eski edebiyat-yeni edebiyat tartışması kesindir. Halid Ziya Uşaklıgil romanlarında süslü ve ağır bir dil kullanır ve bu durumu kendiside kabul eder. Halid Ziya Uşaklıgil’in romanlarının günümüzde bile anlaşılması zor bir dili var. Yazar ağır ve sanatlı bir dil ile yazdığı eserlerini ölümünden önce 1938 yılında kendi sadeleştirir. Mai ve Siyah romanında işlenen temalardan biri şiir sanatıdır. Yazar bu tema ile kendi mensubu olduğu sanat topluluğunun anlayışını anlatır. Aşk, geçim derdi, görücü usulünün zararları gibi yan temalar bulunan Mai ve Siyah romanının asıl teması hayaller ve bu hayallerin yıkılması üzerinedir. Mai, hayalleri, siyah ise bu hayallerin yıkılışını ve hayatın gerçeklerini temsil eder. Realist ürünler ortaya koyan Halid Ziya Uşaklıgil’in, realist bir yazar olan Stendhal’dan etkilendiği düşünülürse romanına verdiği Mai ve Siyah adının Stendhal’ın Kırmızı ve Siyah romanından esinlenilmiş olduğu düşünülebilir.
Merhaba Değerli Ziyaretçilerimiz ;Mai ve Siyah isimli roman Halit Ziya Uşaklıgil tarafından yazılmıştır ve Mili Eğitim Bakanlığı belirlediği 100 Temel Eser içerisinde yerini almıştır...İşte Mai ve Siyah romanının geniş özeti şimdi sizlerle...Romanda Adı Geçen KahramanlarAhmet Cemil Romanın baş kahramanıİkbal Ahmet Cemil’in kızkardeşiSabiha Hanım Ahmet Cemil’in annesiSeher Evin hizmetçisiVehbi Bey İkbal’in kocasıTevfik Bey Vehbi Bey’in babasıHüseyin Nazmi Ahmet Cemil’in çocukluk arkadaşı, yazarLamia Hüseyin Nazmi’nin kızkardeşiAhmet Şevki Bey Gazete yönetim memuruAli Şekip Gazete başyazarıHüseyin Baha Efendi Gazete de imtiyaz sahibiSait Gazete de çalışan yazarSaib Gazete de çalışan diğer yazarRaci Gazete de düzeltme işi yapan yazarNedim Raci’nin oğluMAİ ve SİYAHMir’-at-ı Şuun gazetesinin 10. yılı için yazı kuruluna verilen şölene, gazete yazarı yedi arkadaş katılır. Bunlar Ahmet Cemil, Sait, Raci, Hüseyin Baha, Ahmet Şevki, Saib ve Ali Şekip’den başkası değildir. Ahmet Cemil çocukluk arkadaşı Hüseyin Nazmi Gencine-i Edep başyazarı hakkında yapılan olumsuz eleştirileri kabul etmeyip, arkadaşlarının şiirlerinin yeni bir akıma öncülük ettiğini savunur. Raci başta olmak üzere, şiirdeki bu yenilikler hiç kimse tarafından kabul bitipte herkes dağıldığın da Ahmet Cemil, Tepebaşı’nda Haliç’e bakan bir ağacın altında, mavi bir gökyüzü altın da mavi düşlere dalar. Düşlerin de çok ünlü bir şair olmak, bir gazete veya basımevi sahibi olmak, mutlu bir evlilik ve daha neler neler...Bir yıldan beri basın dünyasının içinde olan Ahmet Cemil, bu camianın bir çok çirkefliğini gören ancak herkes tarafından sevilen bir insandır. Raci hiçbir şey olmamak üzere dünyaya gelen, ancak her şey olmaya çalışan, özelliklede şair olamaya çalışan kıskanç ve kin dolu yazar Ali Şekip alçak gönüllü, az konuşan, bilgili bir kendine özgü bir karakteri olmayıp, başkalarını taklit ederken, Saib gözü kulağı her yerde her şeyden haberdar, zayıf kuru bir memuru Ahmet Şevki Efendi ve İmtiyaz sahibi Hüseyin Baha Efendi temiz yürekli, ortalık karıştırmayan Cemil on dört yaşındayken, dava vekili olan babasının biriktirdiği üç beş kuruşla Süleymaniye’de aldığı evde annesi, kız kardeşi İkbal ve hizmetçileri Seher’le mutludurlar. O vakit yatılı okuyan Ahmet Cemil’in okulu bitirmesine bir yıl en samimi arkadaşı olan Hüseyin Nazmi ile sürekli şiirler okur, tercümeler yaparlar. Hüseyin Nazmi varlıklı bir ailenin vefatından sonra evin geçimini üstlenmek zorunda kalan Ahmet Cemil önce kitabevlerine çeviri yapar ancak eline fazla para Şuun gazetesinde bir romanın tefrika edileceği haberini alan Ahmet Cemil, gazeteye başvurur ve bir hafta içinde bir romanı çevirmesi istenir. Gazeteye girişi böyle sınıfta olan Ahmet Cemil, okul dönüşü sabahlara kadar çeviri yapar, derslerini ihmal eder ve gitgide zayıflar. Üstelik arkadaşı Hüseyin Nazmi ile de pek görüşmezler. Biri gündüzlü, diğeri Cemil bir gün bir basımevi kuracağı ve önemli bir şair olacağı hayalleriyle durmadan çalışır. Üstelik haftada üç gece altı yaşlarında bir çocuğa evinden uzak bir mesafede, ders vermeye bu şartlar altında diplomasını almayı da başarır. Şölenin verildiği gecenin sabahı Ahmet Cemil gazeteye gittiğinde, Raci’nin oğlu ve karısını görür. Raci uzun zamandır sabaha karşı evine sarhoş gelmekte, başka kadınlara takılmaktadır. Kadın çocuğunun geleceğinden endişe gelen Sait’le Saib, Raci’yi bir gece önce bir Alman şarkıcı kadınla gördüklerini söylerler. Bunun üzerine Ahmet Cemil ve Ahmet Şevki oraya gitmeye karar gün işini erken bitiren Ahmet Cemil, Hüseyin Nazmi’ye gider. Kapıda onu küçük kız kardeşi Lamia karşılar. Arkadaşı hakkında yapılan haksız eleştirilerden bahseder ancak Hüseyin Nazmi bunlara pek kulak Cemil’in en büyük hayali insanlığın hayatını anlatan, yeniliklerle dolu bir şiir yazmaktır. Öyle ki bir gülümsemeyle başlasın, bir damla göz yaşıyla sona Cemil’in şiirde olmasını istediği şudurÖrneğin hüzünlü bir parça; Faülün, faülün, faülün ölçüsüyle giderken, mefailiün, failatün, mefailün, failün ölçüsüyle bir duygusallık coşması, sonra; müstef’ilün, müstef’ilün ile bir durgunluk, daha sonra bir ıstırap hıçkırığı gibi tek bir ulün..... tıpkı bir müzik istediği tek düze bir anlatım değil, serbest kafiyeli ama birbirine uygun ve ahenkli bir şiir Nazmi, şiirini bitirdiğinde Ahmet Cemil için evinde bir şölen vereceğini söyler. Daha sonra Lamia’nın çaldığı piyanonun sesleri gelir ve onu dinlemeye Cemil Lamia’yı dinlerken onun bir kız oluşunu, büyüdüğünü hayal eder ve kendisinin karşısına çıkacak kızın kim olacağını düşünür. Küçük konser bitince Ahmet Cemil evden gün, akşamüstü Ahmet Şevki Efendi, onbeş yıldır hiç uğramadığı Beyoğlu’na gitmek istediğini söyler Ahmet Cemil’e. Hem de Raci’yi görebilmek için bir fırsattır bu. Raci’yi hiç sevmeyen bu iki dost, karısına ve oğluna Raci’yi bir eğlence yerine giderken görürler. Onlarda içeri girerler. Burası Almanya’dan, Romanya’dan, Avusturya’dan geçinmek için gelen kadınların çalıştığı, müzikli bir burada şarkıcılık yapan bir Alman kadına deliler gibi aşıktır. Ancak kadından hiç yüz bulamaz, üzüntüden kendini içkiye verir. Raci’nin bu durumu onları çok üzer ve oradan oğlu Nedim artık gazetede çalışmaktadır. Raci’den başka herkes çocuğa güleryüz başlarında bir Cuma günü, Ahmet Şevki Efendi, Ahmet Cemil’le konuşmak ister. Konu kızkardeşi İkbal’le ilgilidir. Basımevi sahibi Tevfik Efendi’nin, oğlu Vehbi Bey’i evlendirmek istediğini, uygun bir kız olup olmadığını, kendisinin de Ahmet Cemil’in kızkardeşi İkbal’i tavsiye ettiğini Cemil bir yandan evde yabancı bir insanın yaşamasından duyacağı rahatsızlıkları düşünürken, bir yandan da kızkardeşinin bu varlıklı insanla evlenerek hayatını kurtaracağını görücülüğe gidilir, beğenilir, ardından da istenir. Kısa süre içinde düğün yapılır. Ahmet Cemil ilk bir hafta hiç eve uğramaz, arkadaşı Hüseyin Nazmi’de kalır. Bir hafta sonra bir akşam yemeğinde aileye katılan Ahmet Cemil, bu evde kendini bir yabancı gibi hisseder ve artık haftada dört gece ders vermeye gider, eve geç vakit gelip, sabah erkenden ay kadar sonra, bir sabah annesi Sabiha Hanım gelir ve ikbal’in gizli gizli ağladığını, mutsuz olduğunu söyler. Ahmet Cemil kızkardeşinin ağzından birşeyler almak ister ama İkbal hiçbirşey belli etmemeye, mutlu görünmeye gün basımevine gittiğinde, Vehbi Bey’in babası Tevfik Bey’in on altı yaşında bir kızla evlendiğini duyar ve çok yılın kışı Ahmet Cemil’in dayanma gücünü tüketen bir sefillik dönemi olur. Bir yandan basımevindeki iş hayatı, bir yandan artık yetişemez olduğu ders vermeler ve evde bir türlü ısınamadığı eniştesi Vehbi Bey. Üstelik bütün gücüyle artık bitirip yayınlatmak istediği şiiri bütün vaktini alır. Nihayet bir haftalık ayıklamadan sonra artık şiiri küçük bir defter halini alır. Sonunda en yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi’ye okumak üzere yola çıkar. Yolda bir yıldır hiç görmediği Lamia’ya rastlar. Lamia artık bir genç kız olmuştur. Ona şiirinden bahseder. Yıllardan beri içinde tutuşan özlemlerin, tutkunun, sevginin gerçek sahibini arayan Ahmet Cemil, bu kişinin Lamia olduğunu fark eder ve ona delicesine gece herkes yatmak üzere odasına çekilmek üzereyken kapı çalar ve Vehbi Bey’in babası Tevfik Bey’in felç olduğu haberi Bey daha ertesi sabah, basımevi yönetimine el koyar, hesapları sorar ve çalışanlara çirkin davranışlarda bulunur. Herkesi derin bir kaygı basımevine uğrayan Hüseyin Nazmi,Ahmet Cemil’i alarak evine götürür. Yolda basımevin de olanları anlatan Ahmet Cemil, bir taraftan da Lamia’yı görebilme umudu içindedir. Hüseyin Nazmi, arkadaşının şiir kitabını okuma törenini bir ay sonra yapacağı haberini sabah basımevine girdiğinde, Raci’nin perişan halde olduğu haberini alır Nedim’den. Sevdiği Alman kadından yüz bulamayan Raci, iyice kendini içkiye vermiştir. Üstelik ciğerleri sökülürcesine öksürmekte ve günden güne Bey tarafından yönetimden çıkarılması düşünülen Ali Şekip, eniştesinden gelecek bir miktar parayla bir kağıtçı dükkanı açmak için girişimlere başlamıştır bile. Artık istenmediği yerde kalmak Hüseyin Baha Efendi’dedir. Vehbi Bey onu da bir aylığa bağlayarak yönetimi tümden Ahmet Cemil’in idaresine bırakıp, boş yere çalışanlara para ödememeyi gazete müdürü Hüseyin Baha Efendi’dedir. Vehbi Bey’e göre, Ahmet Cemil, Sait ve Saib gazeteyi pekala yönetebilir, kendisi de memurluğa devam edebilirdi. Ancak kafasın da daha başka planlar Bey bir gün Ahmet Cemil’e, evini ipoteğe vererek kendisiyle ortak olmasını, basımevine bir taş makinesi ve benzinle çalışan bir makine alınarak daha çok kazanabileceklerini, her ay 25 lira ödeyerek evin borcunu ödeyebileceklerini söyler. Çaresiz Vehbi Bey kabul eder. Alınan yeni makineyle gerçekten iyi kazanç sağlanır ve geceleri üç arkadaş Sait, Saib ve Ahmet Cemil sırayla gazetede kalır, orada yer içerler. Artık kitabını tamamlayan Ahmet Cemil, arkadaşı Hüseyin Nazmi’nin Erenköy’deki evinde verdiği şölene, edebiyat dünyasından birkaç kişiyle katılır. Hüseyin Nazmi’nin açılış konuşmasından sonra sıra Ahmet Cemil’in kendi şiirini okumasına Latif Bey, İlhami Efendi, Raci, Süleyman Vahdet Efendi ve Hüseyin Nazmi; Ahmet Cemil’in okumaya başladığı şiiri, biraz kıskançlık, biraz şaşkınlıkla ve büyük bir dikkatle dinlemeye koyulurlar. Ahmet Cemil birara Lamia’nın kapıda belirdiğini görür, o an kanı donar ama belli etmemeye çalışarak okumaya devam bittikten sonra, herkes Ahmet Cemil’i kutlar ve bahçeye çıkılır. Raci, Ahmet Cemil’in kendisini eniştesine kovdurttuğunu ima eder. Ahmet Cemil büyük bir üzüntü duyarak yürürken, Lamia’nın yemek odasına girdiğini görür. Geri dönüp ona sevgisini açmayı düşünür ancak içinde geçen bir gecenin ardından sabaha karşı uyuyabilen Ahmet Cemil, birden defterinin olmadığını görür ve yemek odasın da unutulan defter, uşak tarafından gün ev de İkbal’in ağlama sesini duyan Ahmet Cemil, kardeşinin derdinin ne olduğunu, bir yıldır süren evliliğin de neden mutsuz olduğunu sorar ama hiçbir cevap gelen annesi Sabiha Hanım, İkbal’in hamile olduğunu, Vehbi Bey’in hizmetçi kız Seher’i sıkıştırdığını, Lamia’yı sürekli aşşağılayıp dövdüğünü ve haftada birkaç geceyi yatalak babasının evin de, onun genç karısıyla geçirdiğini Cemil ve annesi; İkbal’i kurtarmanın bir yolunu düşünmeye başlarlar. Eniştesinden artık iyice nefret eden Ahmet Cemil, evi kurtarmak için gazete de çalışmaya devam etmek zorunda olduğunu düşünür. Daha çok çalışacak, evin parasını kurtaracak, Lamia’yla evlenecek ve kızkardeşini bu adamdan ayırarak, ailece yeniden mutlu bir hayat sürecekler. Bu düşünceler içinde Lamia aklına gelir Ahmet Cemil’in, şiir defterini yeniden okumaya başladığın da, en son sayfada Lamia’nın el yazısını görür. “Tebrik ederim....” Artık Lamia’nın da kendisini sevdiğini ümit eder. Sabah uyandığında, söküklerini tamir etmesi bahanesiyle İkbal’i odasına çağıran Ahmet Cemil, kızkardeşiyle azda olsa konuşma fırsatı gittiğinde; önceki akşam okuduğu şiir hakkında, hiç de hoş olmayan eleştirilere arkadaşlarının gülüştüğünü, alay ettiğini görür. Sabah gazetelerde çıkan bu yazının Raci’ye ait olduğunu Şevki Efendi ona, üzülmemesi gerektiğini söylese de, o, bu yazıların herkes tarafından özellikle Lamia tarafından okunacağı düşüncesiyle Şevki Efendi şiirin anlaşılamamasının bu kadar önemli olmadığını, önemli olanın kız kardeşinin sorunu olduğunu söyler. Ahmet Cemil’in basımevinden ayrılamayacağını, makinaların parasını çıkarana kadar çalışarak evi kurtarmasını, sonrada İkbal’i kocasından boşattırabileceğini başına giden Ahmet Cemil, biraz dizgi düzeltme işleri yaparak avunmaya çalışır. O sırada Raci’nin çok kötü bir durumda yattığını öğrenir. Artık Onu bir hastaneye yatırmak gerekir. Her gün biraz daha ölüme yaklaşan Raci, Gureba Hastanesine yatırılır. Akşam evde Vehbi Bey’in, diğer günlere göre daha farklı olduğu gözlenir. Odalarına çekildiğinde, kızkardeşiyle eniştesi arasında ciddi bir tartışma duyulur. Vehbi Bey, gazetelerde Ahmet Cemil hakkında çıkan haberlerin gazetenin onuruna dokunduğunu, bunu İkbal’in ağabeyine söylemesi gerektiğini söyler. İkbal bunu Ahmet Cemil’e çok zorlanarak söyler. Bu; gazeteden kovulduğu anlamına gün gazetede yönetim memuru Ahmet Şevki Efendi, Mir’at-ı Şuun gazetesinde yer alan bir yazıda, başyazarlığın Ahmet Cemil’den alınarak, daha önce üç dört kez kovulan Osman Tayyar’a verildiği haberini Cemil makinaları alıp, kiraya vermek ya da bir basımeviyle ortak olmak, kendisinin de ders vermeye devam edeceğini düşünür ancak beş parasızdır. Üstelik makinaların borcu kendisine aittir. Evi kurtarmak için çaresiz, Vehbi Beyle çalışmak sonraki günlerde basımevine hiç uğramaz, eve geç gelir, erken çıkar, eniştesiyle yüz yüze gelmek istemez. Bu durumdan yararlanan Vehbi Bey, evin geçiminin kendisine yüklendiğini, Ahmet Cemil’in hiçbir işe yaramadığını bahane ederek, içkinin de dozunu kaçırarak İkbal’i daha fazla vermeyeceğini söyleyen Vehbi Bey, evinde bir asalak besleyemeyeceğini söyleyip, kızı durmadan döver. Olanlara daha fazla dayanamayan Ahmet Cemil, Vehbi Bey’i dövmek ister ancak annesi bırakmaz. Eniştesi evden çıkınca İkbal’i görmeye giderler. İkbal böğrüne yediği tekme ile acılar içinde çare yoktur. Annesinin yüzük ve küpelerini Emniyet Sandığı’na rehine bırakıp, aldığı paralarla makinaları, dolayısıyla evi kurtarmak zorundadır. Elindeki paralarla telaşla eve gider. Telaş içinde Ahmet Cemil’i kapıda karşılayan Seher, İkbal’in durmadan kan kaybettiğini düşmüştür. Tekrar doktoru çağırır. İlaçlar alınır. Doktor durumunu pek iyi görmez. Ateşi bir türlü düşürülemeyen İkbal gitgide kötüleşmekte, ateşler için de sayıklamaktadır. Bir gece ağabeyini yanına çağırır ve o geceden sonra Ahmet Cemil kızkardeşini gece gündüz hiç yalnız bir gece İkbal, annesi ve Seher’in kolları arasında çırpınmaya başlar. Ahmet Cemil kardeşini kolları arasına alarak, sımsıkı sarılır ve iki kardeşin kolları son bir kez buluşur. İkbal, ağabeyinin kolları arasında can derin bir yas içinde toprağa verilir. Ahmet Cemil eve döndüğünde kızkardeşinin odasına girip doya doya ağlar. Hayatından yarım yüzyıl geçmiş gibi çökmüş ve yaşlanmıştır Ahmet gün Ali Şekip’in dükkanına giden Ahmet Cemil orada Ahmet Şevki Efendi’yle de karşılaşır. Arkadaşları herkesin başından mutlaka bir kere yas geçtiğini, bu kadar kendisini bırakmaması gerektiğini sırada Raci’nin oğlu Nedim’in gazete sattığını görürler ve Ahmet Cemil hep birlikte Raci’yi ziyarete gitmelerini geçen bir yolculuktan sonra, hastaneye varırlar. Raci’yi küçük bir odada, yatağa büzülmüş, iyice kötüleşmiş bulurlar. Çıkışta doktorlara durumunu sorduklarında pek umut olmadığını Şekip’in dükkanına tekrar döndüklerinde, Ahmet Cemil, Hüseyin Nazmi tarafından yazılıp, cama iliştirilmiş bir not bulur. Hüseyin Nazmi, bu büyük felakete üzüldüğünü ve yasını paylaştığını, kendisine ulaşamadığını, verilecek pek çok haberi olduğunu Cemil bu haberin Lamia ile ilgili olduğunu düşünür. “Lamia’da beni sevdiğini ağabeyine söyledi ve evlenmek istediğini mi belirtti acaba? ” Bu düşünce ile akşamı zor arkadaşının köşküne gider ve büyük bir merakla, vereceği haberleri söylemesini ister. Hüseyin Nazmi, Avrupa’da herhangi bir başkente atanmak üzere olduğunu ve bu arada Lamia’yı bir subayla evlendireceklerini söyleyerek, bu gencin bir resmini de Cemil’in bütün hayalleri yıkılmıştır. Keşke daha erken davranıp Lamia’yı kendisine isteseydi. Ama evlenmek için yeterince kazancı olmadığı için, bunu yıkımın ardından, sabah erkenden kardeşinin mezarına gider ve orada kardeşi gibi kendisinin de umutsuzluğuna Raci’nin karısıyla karşılaşır. Kadın, oğlu Nedim’in geleceği için, babasından kalan hisse senetlerini bozdurarak, Raci’nin tedavi masraflarını karşılamak ister. Ahmet Cemil; kadınların neden bu kadar bağışlayan ve bu kadar yüce varlıklar olduğunu düşünür. Demek ki; eğer yaşasaydı, İkbal de kocasını Caddesi’ni çıkarken, uzun zamandır hiç görmediği Vehbi Bey’le karşılaşan Ahmet Cemil, kendine alaycı bir gülümseme atan Vehbi Bey’in suratına olanca gücüyle, bütün intikamını alırcasına bir yumruk rahatlamıştır. Ali Şekip’in dükkanına girer. Orada, Hüseyin Baha Efendiyle, Vehbi Bey’in kapıştığını öğrenir. Vehbi Bey artık aylığını ödemek istemez. Çünkü gazete haciz altındadır ve belki de kapatılacaktır. Ahmet Cemil, az önce attığı yumruğun verdiği memnuniyetle evine Cemil, babasının ölümünün üzerinden geçen şu beş yılda, çok büyük hayaller peşinde koşup, en büyük acıları yaşamıştır. Artık Lamia da yoktur, İkbal zamanlar bütün umudunu bağladığı eserini, şiir defterini eline alır. Okumak içinden kırmak istediği bir düşman gibi defteri elinde sıkar ve sayfaları rastgele yırtarak sobada yapması gerektiğine karar verir. O da çok uzaklara gidecektir, Hüseyin Nazmi gibi. Birden aklına, bir gün arkadaşlarıyla Taksim Bahçesi’nde ellerine aldıkları şiir kitabından okudukları bir parça gelir. ”Mezarlığım başka bir hayat gürültüsünün ve kavgasının mahvolmuş kuvvetleriyle dolu; ama daha ölümlerinin bir birini izlemesi bitmiş olmadı.” O zaman yüzüne son bir umutsuzluk direnişinin dayanma gücü gelir. Diplomasını alır eline. Bununla vilayetlerden birine gidecektir. Annesine düşüncelerini söyler. Sabiha Hanım, çaresiz, çok uzaklara gitme fikrini kabul ayrılacak sandala binmek üzereyken, Hüseyin Nazmi ile karşılaşır. Arkadaşı Avrupa’ya, kendisi ise herşeyden uzak olmak için; çok uzak ve her tarafı çöllerle kaplı bir vilayeti seçmiştir. Bir saat sonra Loyd gemisi, Ahmet Cemil’i, annesini ve Seher’i, Kızıldeniz’e götürmek üzere yola ile Seher’i yerlerine yerleştirdikten sonra yukarı çıkan Ahmet Cemil, güverte de bütün hayatının muhasebesini yapar. Bu siyah bir gecedir. Birden aklına Tepebaşı Bahçesi’nde, Haliç’e bakarak seyrettiği mavi gece ile yıldızlardan oluşan elmas yağmuru önünde o mavi gece ile bu siyah gece karşı karşıya gelir. MAVİ ve vakit denize bakar. Siyah bir deniz. Bu siyahlığın içine atlamak ve derinliklerine gitmek ister. Dalgalar onu çağırır gibidir. Ancak o derinliklere girdiğinde huzura kavuşacağını bir karar atılımı, küçük bir hareketle vücudunu denizin derinliklerine bırakmayı düşünürken bir sesle irkilir. Annesi yanı başında, neden yalnız oturduğunu sorar. Annesine geleceğini söyleyerek, bu siyah geceden ayrılarak, annesini izler.~SONRomanın Biçimsel İncelemesi Halit Ziya’nın Mai ve Siyah’ı, onun “İstanbul Dönemi” romanlarının ilkidir. Kent soylu romantik aydın Ahmet Cemil’in düşleri ve düş kırıklıkları anlatılan romanın çıkış noktası kahramanların yaşadıkları çevre, giyim kuşamları, davranış biçimleri, ruhsal durumları, çoğu zaman birbiriyle ilişkili olarak ve ayrıntılı biçimde yüzyıl İstanbul’unun semtler, kişiler, gelenek ve görenekler bakımından kimi gerçek çizgileri ve görüntüleri, eserde başarılı bir biçimde yerini Ahmet Cemil’in iç dünyasından çok, iç dünyası sergilenmekte, diğer kahramanların da ruh tahlilleri, duygu ve düşünce betimleri, fazlaca yer Ait ÖzelliklerRomanın adı simgeseldir. Mai, romanın kahramanı, Ahmet Cemil’in umutlarını ve düşlerini, siyah, bu umutlarının ve fantezilerinin kırılışını simgeler. Roman; mavi ve siyah arasında bocalayan, ikilem içinde kalan, mücadele eden ve bu mücadeleden yenik çıkan Ahmet Cemil’in yaşamından bir bölümü gerek baş kahramanın canlandırılışında, gerek betimlemelerin şiirsel yapısında da romantizmin etkisi görülür. Ayrıca Servet-i Fünun Topluluğu sanat anlayışının da etkisi Hakkındaki EleştirilerYazar, zaman zaman romancılık yönünü unutarak yada bunu yana iterek, bir edebiyat tarihçesi, bir eleştirmen gibi davranmakta, o yıllarda yenilikçi Servet-i Fünun Edebiyatı’nın karşıtı olan tutuculara karşı, kendi topluluklarının şiir ve roman anlayışının bir tür savunmasını yapmaktadır. Bu hal kimi zaman bilimsel bir edebiyat dersi niteliğinde, kimi zamanda Ahmet Cemil’le romanın olumsuz kahramanlarından Raci arasındaki tartışmalarda kendisini göstermektedir.
Halit Ziya Uşaklıgil Mai ve Siyah Tahlili İncelemesi Mai ve Siyah Olay Örgüsü,Mai ve Siyah Tema,Mai ve Siyah Konu Zaman Mekan,Mai ve Siyah Tahlili İncelemesi, Mai ve Siyah, ROMAN TAHLİLİ, Eser Hakkında Halit Ziya Uşaklıgil’in yazmış olduğu Mai ve Siyah isimli roman Batı roman tekniğiyle yazılmış ilk Türk romanı özelliğini taşımaktadır. Eserde mai mavi hayalleri, siyah ise hayal kırıklıklarını simgelemektedir. İlk olarak Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilen romanın basım tarihi 1897’dir. Romanın dili ağır olduğundan daha sonra yazarı tarafından sadeleştirilerek yeniden yazılmıştır. Romanın Özeti Ahmet Cemil, doğruluktan ödün vermeyen bir avukatın oğludur. Annesi erdemli bir kadındır. Babası, Ahmet Cemil öğrenimine devam ederken vefat eder. Okulu bin bir güçlükle bitirir. Annesine ve kız kardeşine bakmak zorunda olduğu için çalışma hayatına atılır. Ancak elinden pek fazla iş gelmez. Yabancı dil bildiği için evlerde ders verir. Bir de elinden şiir yazmak gelir. Ahmet Cemil’in hayalinde yazdığı şiirlerle edebiyat dünyasında yeni bir çığır açmak vardır. Özel ders verdiği öğrencilerin şımarık davranışları onu işinden soğutmuştur. Böyle kişilerden para kabul etmek ona ağır geldiğinden bu işi bırakır. Daha sonra kitapevlerine, Fransızca polisiye romanlar çevirmeye başlar. Ancak geceler boyu emek verip karşılığında çok az para alınca bu işten de soğur. Yaşadıkları Ahmet Cemil’i umutsuzluğa ve karamsarlığa sürükler. Sürekli sevdiği kız Lamia ile mutlu bir evlilik hayali kuran Ahmet Cemil, “Mirat-ı Şuun” adlı gazetede çalışmaya başlar. Hayatı az da olsa düzene girer. Kız kardeşi İkbal, çalıştığı gazetenin sahibinin oğlu Vehbi Efendi ile evlenir. Güzel bir düğünle başlayan evlilik aynı şekilde devam etmez. Vehbi Efendi, sürekli içki içen, kaba, küstah ve şiddet yanlısı biridir. Bir gün attığı bir tekmeyle hamile olan karısı İkbal’in çocuğunu düşürmesine ve ölümüne neden olur. Ahmet Cemil’in yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi’nin İstanbul dışında bir yere tayini çıkmıştır. Bu nedenle arkadaşını ziyarete gider. Bu ziyaret sırasında arkadaşından Lamia’nın başka biriyle evleneceğini öğrenir. Bu haber üzerine iyice yıkılır. Lamia’nın bu teklifi ailesinin ısrarıyla kabul ettiğini düşünerek aşkını itiraf etmeyi aklından geçirir. Ancak yoksulluğu, işsizliği aklına gelince bundan da vazgeçer. Elinde bir tek yazdığı eser kalmıştır. Ömrünü verdiği ve büyük umutlar beslediği şiirlerini de bir an bile tereddüt etmeden yakar. Ahmet Cemil, bir gün Taksim’de bir bahçede otururken geleceğe ait planlarını hatırlar. O da İstanbul dışına uzaklara, çok uzaklara, kendisine acı ve hüzünden başka hiçbir şey vermeyen bu şehirden kaçarak Anadolu’nun tenha bir köşesinde göreve gidecektir. Ahmet Cemil, annesini de yanına alarak bir vapura biner. Gece karanlığında son bir defa İstanbul’u seyrederek, bütün hayatı boyunca kurduğu masmavi hayalleri geride bırakarak simsiyah bir ufka doğru yola çıkar. OLAY ÖRGÜSÜ 1-Ahmet Cemil'in ilk olarak babasının vefat etmesi2-Liseden mevzun olduktan sonra evi geçindirmek için tercüme yapmaya başlaması3-Mi'rat-ı Şuun gazetesinde yazar olarak çalışması4-Şiir kitabı yazmak ve Hüseyin Nazmi'nin kız kardeşi olan Lamiayla evlenmeyi düşünmesi5-Sonra eniştesi Vehbi ile matbaaya ortak olması 6-Kız kardeşi İkbal ile Vehbi Beyin tartışması sonuncunda İkbal'in vefat etmesi7-Şiir kitabını tamamlayıp arkadaşlarına sunması8-Lamia'nın evlendiğini duyduktan sonra şiir kitabını yakması 9-Eniştesi ile çıkan tartışma sonucunda matbaadan ayrılması10-Annesi ve Seher'i alarak Arabistan'a gidip görev yapması. Metinde işlenen temel çatışma hayal ve gerçek çatışması Romandaki Kişiler Ahmet Cemil Romanın başkahramanıdır. Hayata ve edebiyata dair büyük hayalleri olan, duygusal, kırılgan kişiliğe sahip, deneyimsiz bir gençtir. Zorluklar karşısında hemen pes eder. Yeni edebiyat anlayışını temsil eden bir kişiliktir. Babasını erken yaşlarda kaybetmesi, yaşam mücadelesine erken başlaması, kız kardeşinin mutsuz bir evlilik yaparak ölümü, sevdiği kızın da başka biriyle evlenecek olması onu, karamsar, kırılgan ve hayata küskün bir kişi yapmıştır. Bütün amacı edebiyat alanında yeni bir çığır açmaktır. Tıpkı mutlu bir evlilik yapmak, ailesine iyi bir yaşantı sağlamak ve ünlü biri olmak gibi, bu hayali de gerçekleşmemiştir. Çareyi mücadele etmekte değil kaçmakta bulmuştur. İkbal Ahmet Cemil’in kız kardeşidir. Güzel, masum, iyi kalpli, çok acı yaşamış, genç bir kadındır. Babasının ölümünden sonra annesine ve abisine bağlılığı artmıştır. Yanlış evlilik sonucu koca şiddetine maruz kalmış ve bu yüzden hayatını kaybetmiştir. Hüseyin Nazmi Ahmet Cemil’in sevdiği kız olan Lamia’nın abisidir. Varlıklı bir ailenin çocuğu olduğu için maddi sıkıntılar çekmemiştir. Ahmet Cemil’in en yakın dostudur. O da şiire ve edebiyata düşkündür. Ahmet Cemil ile sık sık edebiyat tartışmalarına girer. Edebiyat üzerine uzun uzun sohbet ederler. Zengin bir kitaplığa sahiptir. Lamia Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşidir. Güzel, alımlı ve eğitimli bir genç kızdır. Ahmet Cemil’in sevdiği kızdır. Ancak Lamia’nın bundan haberi yoktur ve başka biriyle evlilik hazırlıklarına başlamıştır. Ahmet Cemil, duygularını açmak yerine İstanbul dışına kaçmayı tercih ettiği için onun kendisiyle ilgili duygularını hiçbir zaman öğrenemeyecektir. Raci Ahmet Cemil’in karşısında olan, eski edebiyat anlayışını temsil eden kişiliktir. Ahmet Cemil’le tam zıt fikirlere sahiptir ve sürekli onun yolunu kesmeye çalışır. Vehbi Efendi Ahmet Cemil’in çalıştığı gazetenin sahibinin oğlu ve kız kardeşi İkbal’in kocasıdır. Bencil, kaba, küstah, sürekli içen, karısına şiddet uygulayan kişiliksiz biridir. Ali Şekip Ahmet Cemil’in çalıştığı gazetenin en bilgili yazarıdır. Çok kitap okuduğundan her konuda az çok bilgi sahibidir. En iyi bildiği konularda dahi bilgiçlik taslamaz. Son derece mütevazı bir kişiliğe sahiptir. Romanın Konusu Büyük hayallerle yola çıkan ve hayatın zorluklarıyla başa çıkamayan genç bir şairin hayal kırıklıklarıdır. Romanın Türü Eser, Batı tekniğine uygun ilk modern Türk romanı olmasının yanında “realist” özelliklere sahiptir. Konu bakımından da “sosyal roman” türüne girer. Mekân Roman İstanbul’da geçer. Romanda olayların geçtiği mekânlar; Ahmet Cemil’in ailesiyle birlikte yaşadığı Süleymaniye’deki ev, Mirat-ı Şuun gazetesinin matbaası, Hüseyin Nazmi’nin yaşadığı köşk, Beyoğlu sokakları, Beyoğlu’nda bulunan kahve ve eğlence yerleri olarak sıralanabilir. Zaman Romanın ilk üç bölümünde gerçek zamanda yemek masasında geçen tartışmalar, Ahmet Cemil’in tenha bir köşede kurduğu hayaller, bulunduğu ortam ve sanat anlayışı anlatılır. Dördüncü ve beşinci bölümlerde zamanda geriye dönüş tekniği kullanılarak Ahmet Cemil’in 22 yıllık yaşamındaki olaylar anlatılır. Altıncı bölümde yeniden gerçek zamana dönülür. Olaylar üçüncü bölümün kaldığı yerden devam eder. Romanın geri kalan bölümlerinde Ahmet Cemil’in iki yıl boyunca yaşadığı olaylar anlatılır. Romanda Anlatıcının Bakış Açısı Roman, ilahi hâkim bakış açısıyla anlatılmıştır. Anlatıcı, yaşanmış ve yaşanacak her şeyi bilir, görür ve duyar. Bu, kişilerin akıllarından geçeni okumaya ve psikolojilerini yansıtmaya kadar uzanır. Anlatıcı, olayların dışında durur, ancak olaylara ve kahramanlara hâkimdir. Olayların nasıl gelişeceğini önceden bilir ve görür. Olayları anlatırken üçüncü tekil kişi ağzından konuşur. Yazar, eserini realist bir bakış açısıyla yazmasına rağmen romantizmin etkisiyle olsa gerek bu eserinde, kimi yerlerde kişiliğini gizleyememiştir. Romanın Dil ve Anlatımı Eser, Servet-i Fünun neslinin dil ve anlatımını devam ettirir bir anlayışla yazılmıştır. Üslup olarak yazar, kendine has sanatlı söyleyişlerin yanında kelimeleri de seçerek, anlatmak istediklerini çarpıcı bir biçimde aktarır. Romanda uzun, bağlı ve sıralı cümlelere sıkça yer verilmiştir. Roman, teknik bakımdan çok ileri bir seviyededir. Kişiler arası denge ustalıkla kurulmuş, olaylar simgelerle anlatılmıştır. Romanda özellikle kişilerin hayalleri, kültürel durumları ve sosyal yaşantıları üzerinde çok durulmuştur. Olayların gelişimi sırasında semboller kullanılır. Bu semboller gelecek hakkında birtakım ipuçları verir. Mavi, siyah, gece, yağmur, karanlık, deniz, tenha köşeler roman kahramanlarının iç dünyasıyla ilgi kurularak tasvir edilir. Romanda Kullanılan Anlatım Biçimleri Öyküleme -betimleme-açıklama Romanda Kullanılan Düşünceyi geliştirme yolları/ Anlatım teknikleri benzetme-karşılaştırma Genel Değerlendirme Roman, yazıldığı dönemin özelliklerini, edebiyat anlayışlarını, sosyokültürel durumunu yansıtması bakımından Türk edebiyatının dönüm noktalarından biridir. Batılı anlamda ilk modern Türk romanı olma özelliğini yansıtan eser, döneminin en iyi romanlarından biridir. Dili ağır olmasına rağmen olaylar akıcı bir biçimde gelişir.
Oluşturulma Tarihi Ekim 07, 2020 0147Türk edebiyatının öncü olan eserleri vardır. Bu eserlerden birisi de Mai ve Siyah kitabıdır. Mai ve Siyah ünlü Türk yazar tarafından yazılmış en iyi eserlerden birisidir. Kitapseverlerin en çok beğendiği kitaplardan birisi de Mai ve Siyah kitabıdır. Mai ve Siyah kitabı gerek özeti ile gerekse de konusu ana fikri ile ön plana çıkmıştır. Mai ve Siyah kitabını ilk kez duyan okuyucular ise kitap hakkında araştırma yapmaktadırlar. Geçtiğimiz aylarda da Mai ve Siyah kitabı en çok satılan kitaplar arasına girmiştir. Peki, Mai ve Siyah kitabını kim yazmıştır? Mai ve Siyah kitabının özeti nedir? Mai ve Siyah kitabının konusu nedir? Mai ve Siyah kitabının karakterleri nelerdir? İşte Mai ve Siyah kitabına dair her ve Siyah kitabı 1897 yılında Osmanlı döneminde yayınlanmış bir kitaptır. Mai ve Siyah kitabı toplam 328 sayfalık bir kitaptır. Yazarın yazmış olduğu en önemli eserler arasında Mai ve Siyah kitabı yer almaktadır. Bu kitap servet-i fünun döneminin bir ebedi manifestosu olarak da değerlendirilmektedir. Mai ve Siyah Kitabı Konusu ve Anafikri Mai ve Siyah kitabının konusu genç bir şairin siyah felaketlere düşüşünü anlatır. Bu kitabın ana fikri ise insan hayatlarına çıkan her türlü zorluğa karşı ne pahasına oluırsa olsun mücaadele etmelidir. Boş hayallere ise kapılmamalıdır. Mai ve Siyah Kitabını Kim Yazmıştır? Mai ve Siyah kitabının yazarı Halit Ziya Uşaklıgil'dir. Mai ve Siyah Özet Ahmet okul hayatında son sınıfa geçtiğinde babası vefat eder. Bir kız kardeşi ve bir de annesi olan Ahmet'in omuzlarına büyük yük binmiştir. Artık evin tüm maddi sıkıntılarını Ahmet çekecektir. Bu yüzden kurmuş olduğu planların hepsi yarıda kalır. Türk edebiyatına yön vermek isteyen Ahmet'in bu hayalleri yarıda kalmıştır. Ahmet eğitim hayatı boyunca Fransızca'yı öğrenir. Bundan dolayı bunu kullanarak kitap tercümanlığı yapar. Bu şekilde geçimini sağlamak ister. Zengin ailelerin çocuklarına da tek tek ders verir. Bu şekilde de geçimine katkı sağlar. Edebiyata olan ilgisinden dolayı arkadaşları ona Mir-at-ı Şunn gazetesine girmeyi önermektedirler. Hem gazetede işe girer hem de okul hayatına devam eder. Bu şekilde hemde okulunu bitirmektedir. Gazetede yapmış olduğu çalışmalar ile birlikte iyice ün kazanmıştır. Ahmet'in hayatta iki tane arzusu vardır. Kız kardeşi olan İkbal'i iyi bir adamla evlenmesini ister. İkinci arzusu da arkadaşının kız kardeşi olan Lamia ile evlenmek ister. Lamia'a platonik şekilde aşık olan Ahmet bu aşkını kimseye söyleyemez. Ahmet yıllardır bir eser üzerinde çalışmaktadır. Esas amacı ise bu eserini en iyi şekilde bitirerek para kazanmaktır. Ahmet'in çalıştığı gazetenin patronu ani bir hastalıktan dolayı vefat eder. Yerine ise patronun oğlu Vehbi geçer. Vehbi, Ahmet'in kardeşi kişi olan İkbal ile evlenir. İkbal'in hayatı Vehbi ile evlendikten sonra adeta kararır. Çünkü Vehbi tam bir içkici ve kumarbazdır. Eşine hiç ilgi alaka göstermez. İkbal evliliğinin ikinci ayı Vehbi'den hamile kalır. Fakat Vehbi ona o kadar kötü davranır ki bir gün İkbal'i döver. Bundan dolayı da İkbal'in karnındaki çocuk düşer. Daha fazla dayanamayan İkbal hastalanarak yataklara düşer. Daha sonra ise hastaneye kaldırılır. Fakat hastanede tedavilere yanıt veremez. Bundan dolayı vefat eder. Ahmet ise bu saatten sonra Vehbi'ye düşman kesilir. Vehbi Ahmet'in gazetedeki işine son verir. Hayat artık Ahmet için daha zordur. Mai ve Siyah Karakterleri - Ahmet - Raci - Hüseyin - Vehbi - İkbal - Lamia
mai ve siyah özet uzun