IIHkTg7. ❬ Önceki Sonraki ❭ قَالَ إِنَّمَآ أَشْكُوا۟ بَثِّى وَحُزْنِىٓ إِلَى ٱللَّهِ وَأَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ Kâle innemâ eşkû bessî ve huznî ilallâhi ve a’lemu minallâhi mâ lâ ta’lemûnta’lemûne. Yakub, “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi. Diyanet İşleri Başkanlığı Yakub, “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi. Diyanet Vakfı Ya´kub Ben gam ve kederimi sadece Allah´a arzediyorum. Ve ben sizin bilemiyeceğiniz şeyleri Allah tarafından vahiy ile biliyorum, dedi. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Dedi ki Ben dolgunluğumu ve üzüntümü ancak Allah´a şikayet ederim ve Allah tarafından sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim! Elmalılı Hamdi Yazır Dedi ki Ben hüznümü, kederimi ancak Allah´a şikayet ederim ve Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri de bilirim.» Ali Fikri Yavuz O Yâkup dedi ki “- Ben, büyük kederimi ve hüznümü ancak Allah’a şikâyet ediyorum ve Allah katından vahy ile, sizin bilemiyeceğiniz şeyleri de biliyorum. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Ben, dedi, dolgunluğumu, huznümü ancak Allaha şikayet ederim ve Allahdan sizin bilemeyeceğiniz şeyler bilirim Fizilal-il Kuran Hz. Yakub, oğullarına dedi ki; Ben acımı ve ızdırabımı yalnız Allah´a şikayet ediyorum ve ben Allah hakkında sizin bilmediklerinizi biliyorum.» Hasan Basri Çantay Ya´kub da Ben taşan kedirimi, mahzunluğumu yalınız Allaha şikâyet ediyorum. Ben Allah tarafından sizin bilmeyeceğiniz nice şeyleri de biliyorum» dedi. İbni Kesir Dedi ki Ben, üzüntümü ve kederimi yalnız Allah´a açarım. Ve ben, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum. Ömer Nasuhi Bilmen Dedi ki Ben derdimi ve hüznümü ancak Allah Teâlâ´ya arzederim, ve ben Allah Teâlâ´dan sizin bilmeyeceğiniz şeyi bilirim.» Tefhim-ul Kuran Dedi ki Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah´a şikâyet ediyorum. Ben Allah´tan bir bilgi olarak sizin bilmediğinizi de biliyorum.» Yusuf Suresi 86. ayeti ne anlatıyor? Yusuf Suresi 86. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...Yusuf Suresi 86. Ayetinin Arapçasıقَالَ اِنَّمَٓا اَشْكُوا بَثّ۪ي وَحُزْن۪ٓي اِلَى اللّٰهِ وَاَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ Yusuf Suresi 86. Ayetinin Meali AnlamıYâkub şöyle cevap verdi “Ben bütün dertlerimi, keder ve hüznümü Allah’a arz ediyorum ve ben, Allah’tan gelen vahiyle sizin bilmediğiniz nice şeyleri biliyorum.”Yusuf Suresi 86. Ayetinin TefsiriBünyamin’in de kaybıyla kederi doruk noktasına çıkan Yakup birden Yûsuf’a olan hasreti depreşti. “Âh, Yûsufum, âh” demeye başladı. “Yûsuf’a olan hasretim neredesin, gel, şimdi tam gelme vaktindir” diye sızlandı. İçini saran hüzünden gözlerine ak düştü; görmez oldu. Fakat çocuklarına kızmıyor, kimseyi suçlamıyor; öfkesini, kederini ve hüznünü kalbine gömüyordu. Acısını yutkundukça yutkunuyordu. Çocukları onun bu haline çok üzüldüler. Onu teselli etmeye çalıştılar. Böyle giderse çok ıstırap çekeceğini, kederinden hastalanıp eriyeceğini, hatta ölüp gideceğini söylediler. Bu sözler onu teselli etmeye yetmedi. Kederini ve hüznünü Allah’a arzetti. Bunun Allah Teâlâ’dan böyle bir iptila ve imtihan olduğunun farkındaydı. Belalara sabrın büyük mükafatlara vesile olacağını çok iyi biliyordu. Bu açıdan bakıldığında üç çeşit bela olduğu görülür› Kula verilecek cezayı hemen acele olarak vermektir. Bu, Yûsuf’un hanımlar tarafından vâki olan arzu ve istek yüzünden hapse atılması ve hapishane arkadaşına “Efendinin yanında benden söz et!” Yûsuf 12/42 demesi yü­zünden zindanda bir süre daha kalması hadisesinde görülür. Hz. Yakub’un başına gelenler de bu belâ çeşidine misaldir.› Rabbinin katında sahip olduğu de­rece herkes tarafından anlaşılsın, içinde olanlar ortaya çıksın diye mih­nete ve sıkıntıya tabi tutulmaktır. Eyyûb başına gelenler, bu kısma misaldir. Allah Teâlâ buyurur ki “Gerçekten biz onu sıkıntılara karşı sabırlı bulduk. O ne güzel bir kuldu. Doğrusu o, tam bir teslimiyet ve samimiyetle sürekli Allah’a yönelir dururdu.” Sād 38/44› Allah katındaki yakınlık ve şerefi daha da artsın diye ihsân edilen belâlardır. Buna misal de Hz. Yahyâ’nın başına gelenlerdir. Bu yüce peygamber hiçbir hata işlememiş ve işlemeğe de tevessül etmemiş olduğu halde, kuzu gibi boğazlanmıştı. Bütün bu belâ çeşitlerinin karşılığında sabredip ıstırabını belli etmeyenlere büyük ecir ve sevaplar el-Kuşeyrî der ki Ebû Ali ed-Dekkak hastalığının iyice arttığı âhir ömründe şöyle dediğini duymuştum “Hakkınızda verilen ve uygulandığında nefsinizin hoşuna gitmeyecek hüküm va­kitlerinde tevhidi koruyabilmek ilâhî yardım ve desteğe nâil olduğunuzu gösteren alametlerdendir.” Sonra da içinde bulunduğu hâli ve böyle durumlarda kendi­sinin nasıl hareket ettiğini açıklıyormuşçasına şöyle dedi “Bu ise, hükümlerin yürürlüğe konulduğu zamanlarda kudret makaslarıyla lime lime doğranmanız, fakat bu sırada ölü gibi sessiz ve sâkin durabilmeniz demektir.” Bursevî, Rûhu’l-Beyân, IV, 391Rivayete göre Resûlullah Cebrâil “Yâkub’un Yûsuf'a duyduğu ayrılık acısı ne dereceye varmıştı?” diye sormuş, Cebrâil de “Evladını kaybeden yetmiş ananın toplam acısına” demiştir. “O halde onun sevabı ne kadardır?” diye sual edince de “Yüz şehîd sevabıdır. Çünkü o, Allah’a bir an bile kötü zanda bulunmadı” buyurmuştur. ed-Dürrü’l-Mensûr, IV, 570Şu beyt Hz. Yâkub’un gönlünü kavuran hasret ateşini ne güzel dile getirir“Enîsim hemm, celîsim ğam, işim subh u mesâ mâtem,Gözüm pür-nem, dilim pür-âh-ı âteşbârdır sensiz.” Nevres“Ey sevgili! Sensiz yoldaşım üzüntü, arkadaşım gam ve keder, işim sabah ve akşam mâtemdir. Gözüm yaş dolu, dilim de durmadan âh edip ateş saçmaktadır.”Peygamberler de, bir yönleriyle bizim gibi insan olmaları hasebiyle kederlenip üzülürler. Bunda bir sakınca yoktur. Nitekim Nebiyy-i Ekrem oğlu İbrâhim’in ölümüne ağlayınca, bunu hayretle karşılayanlara göz yaşlarının rahmet ve şefkat eseri olduğunu hatırlatarak şöyle buyurmuştur “Göz yaşarır, kalp hüzünlenir. Biz ancak Rabbimizin râzı olacağı sözleri söyleriz.” Buhârî, Cenâiz 43; Müslim, Fezâil 62Bütün bunlara rağmen Yâkub “Ben, Allah’tan gelen vahiyle sizin bilmediğiniz nice şeyleri biliyorum” Yûsuf 12/86 diyerek de, hadisenin perde arkasındaki bir kısım hikmetlerinden haberdar olduğuna işaret etti. Yûsuf ve Bünyamin’i araştırıp bulma ümidiyle evlatlarını tekrar Mısır’a doğru yola uğurlarken, mü’minin Allah’ın rahmetinden asla ümit kesmemesi gerektiği, ancak kâfir olanların O’ndan ümit keseceği gerçeğini oğulları, babalarının verdiği hikmet dolu nasihatleri ve dile getirdiği talebinin ardından hem kardeşlerinin durumunu araştırma, hem de erzak temin etme maksadıyla tekrar Mısır’a geldilerYusuf Suresi tefsiri için tıklayınız...Kaynak Ömer Çelik TefsiriYusuf Suresi 86. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız... İslam ve İhsan ❬ Önceki Sonraki ❭ Your browser doesn’t support HTML5 audio إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ İnne rabbeke huvel hallâkul alîmalîmu. Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın ve her şeyi bilenin ta kendisidir. Türkçesi Kökü Arapçası şüphesiz إِنَّ Rabbin ر ب ب رَبَّكَ O هُوَ yaratandır خ ل ق الْخَلَّاقُ bilendir ع ل م الْعَلِيمُ Diyanet İşleri Başkanlığı Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın ve her şeyi bilenin ta kendisidir. Diyanet Vakfı Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan pek iyi bilendir. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Çünkü senin Rabbin, herşeyi yaratan, herşeyi bilendir. Elmalılı Hamdi Yazır Şüphesiz Rabbin kemaliyle yaratandır ve iyi bilendir. Ali Fikri Yavuz Gerçekten Rabbin kemaliyle yaratandır, Alîm’dir. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Çünkü rabbın o öyle hallâk öyle alîm Fizilal-il Kuran Her şeyi yaratan ve her şeyi bilen Rabbindir. Hasan Basri Çantay Şübhesiz ki senin Rabbin seni de, onları da hakkıyle yaratanın, senin de, onların da haalini ve her şey´i kemâliyle bilenin kendisidir. İbni Kesir Muhakkak ki senin Rabbın, yaratan ve bilendir. Ömer Nasuhi Bilmen Şüphe yok ki, senin Rabbindir bihakkın bilen, ziyâdesiyle yaratıcı olan ancak O´dur. Tefhim-ul Kuran Çünkü Rabbin, yaratan ve bilenin ta kendisidir. اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm. وَقُلْنَ حَاشَ لِلّهِ مَا هَذَا بَشَرًا إِنْ هَذَا إِلاَّ مَلَكٌ "ve kulne hâşe lillâhi mâ hâzâ beşerâ,in hâzâ illâ melekun kerîm." 12. YUSUF...31... Ve büyülenircesine , *Hâşâ.....!!!!....Allah için , bu bir beşer değil , ancak kerim bir MELEK 'tir , dediler.... YA LATİF.....İsmi ile birlikte okunabilir... Okuyanda hem kalp , hemde beden güzelleşerek , dışarı yansır.. Fakat , YUSUF'un asıl Nurani Muhabbet SIRRI şudur... O'nun ahlakının güzelliği kalbini sarmış...... Kalbinin güzelliğide bedenini istila etmiş...... fakat beşeri olan , beden dahi bu güzelliği örtmeyip , ağırlığını taşıyamıyarak , kabından dışarı taşmış... Ve gören gözlerde O'nu hazmedememişler , çünkü , O Sonsuza akan bir NURR OL'muşş... Ve ölümlü Dünya frekansıyla sınırlı gözler O'nu kavrayamıyarak hayretle büyüsüne kapılmışlar..... Günde 100 okunursaa... , Düşünceler , duygular , KALP ve beden , sırasıyla birbirlerini NUR'landırıp , güzelleştirmekle kalmaz , Tüm Alemlere SEV''direrek , ÖLÜMSÜZLEŞTİRİR..... Kaynak Alıntı

yusuf suresi 86 ayet fazileti